doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırabilme yeteneği olan, aklını iyi ve yolunca kullanmasını bilen, aklı olan.

doğru düşünen, sağduyulu.
konuşmada, yazıda, yapıtta ele alınan, işlenen düşünce, olay ya da durum.

üzerinde konuşulan şey.
Abdülmecit Çermoy ( 15.3.1882)
Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı

asker, işadamı

Abdülmecid (Tapa) Çermoy


15 Mart 1882 tarihinde Çeçenistan'ın Caharkala(Grozni) şehrinde doğdu. Soylu bir Çeçen ailesine mensuptur. Babası Ortsu Çermoy Rus ordusunda generaldi. Vladikafkas Lisesi'ni bitirdikten sonra, askeri öğrenimini, Rusya'nın ünlü askeri okulu "Nikolayevskoye Kavaleriysekol Noyennol Uçilişçe"de yaptı. Çar'ın muhafız alayında bir müddet görev yaptı. Petersburg'da yüksek bir sosyete hayatı yaşamasına rağmen, 1908'de ordudan istifa ederek memleketine döndü. Petrol işleriyle uğraşmaya başladı. Zekası ve teşebbüs kabiliyeti sayesinde petrol işlerini ilerletti. Grozni'de ve bütün Kafkasya'da bugünkü petrol tesisatının esas temellerini atanlardan biri oldu.

1917 ihtilalinden sonra Kuzey Kafkasya'daki devletleşme ve bağımsızlık çalışmalarının içinde yer aldı. 18 Eylül 1917'de Andi'de toplanan II. kurultay sonucunda oluşturulan Kuzey Kafkasya Milli Müessesan Meclisi Merkez İcra Komitesi Başkanlığı görevine getirildi.

11 Mayıs 1918 tarihinde ilan edilen "Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti"nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

8 Haziran 1918'de, Osmanlı Hükümeti ile Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalayan heyette yer aldı.

10 Aralık 1918 günü Terek Kazakları ile Kuzey Kafkasya Hükümeti arasında Terek Kazaklarının Kuzey Kafkasya birliğine dahil olduklarına dair bir anlaşma imzaladı.

Bu anlaşmayla, Kazaklarla süren kanlı mücadeleleri, milli menfaata uygun tarzda sonuçlandırma başarısında büyük pay sahibi oldu.

Paris Barış Konferası'na katılmak üzere 1919 baharında Fransa'ya giden Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti başkanı Abdülmecid Çermoy bir daha ülkesini göremedi.

28 Ağustos 1937'de Lozan'da (İsviçre) vefat etti.
İslam tarihinde cahiliye devrinde toplumdaki kişilerden birinin ya da çoğunluğunun isteğiyle kabileye katılan insanlara/kölelere verilen ad. Emevi ırkçı politikası olarak da bilinir.
daha çok erkeklerde ve kuyruk sokumu bölgesinde meydana gelen bir cilt rahatsızlığıdır. Vücutta sırt, ense, saç derisi gibi bölgelerden dökülen tüy ve kılların gözenek ya da boşluklardan derinin içine gömülmesi ve burada birikerek kistik bir yapı oluşturması sonucu oluşur.
görsel


1963 yılında Ünye' de dünyaya gelmiştir. Lisans eğitimini Atatürk Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Kimyager olarak tamamladı. 1990 yılında başladığı ticari faaliyetine halen Ünye'de devam etmektedir.

2005-2009 yılları arasında Ünye Ak Parti İlçe Başkan Yardımcısı, 2009-2014 yılları arasında il genel meclis üyesi ve birlik encümeni, 2014-2018 yılları arasında büyük şehir belediye meclis üyesi olarak görev yaptık- tan sonra 2018 yılı Mart ayında gerçekleştirilen 5. Olağan kongrede Ak Parti Ünye İlçe Başkanı seçildi ve halen görevine devam etmektedir. Hüseyin Tavlı, evli ve 2 çocuk babasıdır.



Hüseyin Tavlı, 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerinde AK Parti Ordu Ünye Belediye Başkan adayıdır.
"KHK" buraya yönlendirilmektedir. Diğer kullanımlar için KHK (anlam ayrımı) sayfasına bakınız.
Kanun hükmünde kararname kısaca KHK genel tanım olarak yasama organının konu, süre ve amacı belirleyen bir yetki kanunu ile verdiği yetkiye veya doğrudan doğruya anayasadan aldığı yetkiye dayanarak, hükûmetin çıkardığı, maddi anlamda kanun gücüne sahip, parlamentonun tasdiki ile şekli ve organik anlamda kanun gücünü kazanacak olan kararnamelerdir. Türkiye'de 1982 Anayasası'nın 87'inci maddesi ile, "bakanlar kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek" TBMM'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Kanun hükmünde kararname 1971 1973 düzenlemesiyle Bakanlar Kuruluna yetki verildi.

Anayasa'nın 91'inci maddesinde de kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verme hususu düzenlenmiştir.

Bu madde şöyledir:

« Türkiye Büyük Millet Meclisi, bakanlar kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez. »
Kanun hükmünde kararnameler, olağan ve olağanüstü olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nde, olağan kanun hükmünde kararnameler, bakanlar kurulu tarafından çıkarılmakta; bu yetki bakanlar kuruluna Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yetki kanunu ile verilmektedir. Temel haklar, kişi hak ve ödevleri ile siyasi hak ve ödevler hakkında düzenleme yapılamaz. Olağanüstü kanun hükmünde kararnameler ise cumhurbaşkanı başkanlığındaki bakanlar kurulu tarafından çıkarılmaktadır. Bunun için TBMM'nin yetki kanunu vermesine gerek yoktur. Uluslararası hukuktan doğan yükümlülükleri yerine getirmek şartıyla, her alanda düzenleme yapılabilir. Kanun hükmünde kararnameler hem meclis tarafından siyasi denetime hem de anayasa mahkemesi tarafından yargısal denetime tâbidirler.

2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumundan evet kararının çıkmasının ardından yapılan 2018 Türkiye genel seçimlerinde halk oyuyla seçilen cumhurbaşkanı görevine başladıktan sonra anayasanın 91'inci maddesi yürürlükten kaldırıldı.
görsel



Kadınlar ve savaş.

I. Dünya Savaşının 100. yılı olması sebebiyle 2014 her yönüyle savaşın kayıplarının hüzünle anıldığı, kıyımların lanetlendiği bir kara yıldönümü.

Kadın Yazarlardan Savaş Öyküleri; her anlamıyla, "savaşa gitmeyen, ama savaşın en büyük kaybedenleri" olan kadınların, savaşların bütün hafızalardan silinmesi için bir hatırlatma kitabı...
Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılan özel bir karışım.
]Ahmet Kaya’nın 1957 sonbaharında doğduğu şartlar düşünüldüğünde, ömrünün çoğunu sonbaharlarla geçireceğini tahmin etmek pek de güç değildi aslında. Ne kumaş fabrikasında işçi olarak çalışan babasının dünyayı değiştirmek gibi bir iddiası vardı ne de doğduğu şehir Malatya’nın ve ailenin kırk metrekarelik evinin dünyanın güzelliklerini rahatça görebilecekleri bir penceresi. Belki doğanın her türlü nimetiyle onurlandırdığı topraklardı doğduğu topraklar; ama dünyanın o yöresinde görülebilecek pek bir güzellik yoktu o yıllarda. İkinci Dünya Savaşı’nın iyiden iyiye yoksullaştırdığı Türkiye, küçük Ahmet’in doğumundan üç yıl sonra cumhuriyetin ilk büyük askerî darbesine şahit olacak, idam sehpalarında başbakanlarını, bakanlarını görecekti. Otuz dört yıllık genç cumhuriyet, çok büyük acılara gebeydi. Binlerce yıldır din uğruna, altın uğruna ve hatta bazen bir kadın uğruna onlarca ırktan milyonlarca insanın kanının döküldüğü Anadolu topraklarının acısı dinmeyecekti kim bilir kaç yıl daha.

Beşinci ve son çocuktu Ahmet. Babası Adıyaman’dan Malatya’ya iş bulmak uğruna göç etmiş bir Kürt, annesi çocuklarını namuslu ve iyi yetiştirmeye çalışan bir Türk’tü. Türkiye’nin o yıllardaki özeti gibiydiler yani biraz. Ahmet’in otoriteyle uyuşmazlığı daha dört-beş yaşlarında iken sokakla tanışmasıyla başladı. Sakin ve kendi halinde yaşayan ailenin dünyayla çatışan, dışa dönük ve disipline edilemez bireyiydi o. Sinemaya gidebilmek için dedesinin ayvalarını manava satıyordu bazen, bazen mahallenin başıboş eşeğine binip zamanın en ünlü gazetesinde günlük bant olarak yayımlanan çizgi roman kahramanı Kara Murat olup kötüleri kılıçtan geçiriyordu.

Müziğe olan ilgisini keşfeden babası, Ahmet henüz altı yaşındayken nerdeyse boyu kadar bir bağlamayı doğum günü hediyesi olarak eve getirdi. Ailenin yemek parasından artırılıp alınan bu bağlamanın engellenemez bir fırtınanın ilk esintisi olduğunun kimse farkında değildi elbette. Sanki bir uzvu eksik doğmuştu da Ahmet, o bağlama eve gelince tamamlandı vücudu.

Birkaç ay içinde bağlamadan çıkardığı seslerle tüm aileyi bıktırdı. Oysa ona göre artık sahneye çıkmanın zamanıydı belki de. İnsanlar dinlemiyorsa o, dinleyecek birilerini mutlaka bulacak kadar inatçıydı. İlk konserini, bahçedeki kümeste tavuklara verdi. Tavuklar mutlu oluyor muydu bilinmez; ama Ahmet bu parasız konserleri uzunca bir süre devam ettirdi. İlk gerçek sahnesi içinse dokuz yaşına kadar beklemek durumundaydı.
Yanan ayak sendromu ayaklarda hissedilen sürekli bir yanma ve batma hissidir.Özellikle 65 yaş ve üzeri kişilerde göreceli olarak yaygındır.Bu rahatsızlığa polinöropati olarak adlandırılan bir sinir tahribi,atlet ayağı ya da çoraplara veya ayakkabılardaki kimyasallara karşı gelen gelişen alerjik reaksiyonlar neden olabilir.
Eklemlerin boşluktaki pozisyonunu, konumunu, hareketini algılama duyusudur. Sinir-kas kontrolünün sağlanması için gerekli motor planlamaya ve kas refleksine katkıda bulunarak dinamik eklem stabilitesini sağlayan duyudur.
görsel


1994 yılında Ruanda soykırımına katıldığı iddia edilen bir Hutu Ruandan ve eski Birleşmiş Milletler çalışanı. Ekim 2010'da Fransa'da tutuklandı ve 25 Ocak 2011'de ICC'ye iade edildi. Ancak, ICC'nin yargılanması için yeterli kanıt bulunmadığı için 23 Aralık 2011'de serbest bırakıldı.