Minicity
Antalya Minicity
Antalya otellerinin birinde yerinizi ayırıp harika bir tatil için gün sayıyorsanız, tatilinize dahil etmenizi önerdiğimiz yerlerden biri olan Minicity’i mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Hem yetişkinler hem de minikler için eğlenceli bir gezi noktası olan Antalya Minicity, İstanbul’da bulunanMiniatürk’ün bir benzeridir. İçerisinde Anadolu uygarlıklarının en gözde mimarilerinin minyatürleri bulunuyor. Zamanın içinde farklı dönemlere yolculuk yapacağınız Antalya Minicity, Türkiye’nin zengin mimarilerinin küçük hallerini keşfetmenizi sağlayacak.

Antalya otel fiyatlarını araştırıp rezervasyonunuzu yaptırdıktan sonra, gezi listenizi hazırlamayı unutmayın. Minicity gibi gezip eğleneceğiniz diğer noktalar arasındaki; tarihiyle göz dolduran Hadrian Kapısı, şehrin doğal güzelliği arasında keyifli saatler sunan Uçansu Şelalesi, Minicity gibi her yaşa hitap eden Antalya Oyuncak Müzesi’ni listenize dahil edebilirsiniz. Unutmadan söyleyelim; Minicity Antalya’nın merkezinde yer alıyor.


Antalya’da Gezilecek Yerler
Antalya Nerede
Antalya Tarihi
Antalya nüfusu
Antalya Hakkında Genel Bilgiler
Antalya Gezilebilecek Yerler Listesi
ANTALYA
ANTALYADA GEZİLECEK YERLER
Unvan Doç. Dr. Doğum Tarihi 5 Mart 1959 Şehir Van Ülke Türkiye Burç Balık 5 Mart 1959’da Van‘ın Gürpınar İlçesi’nde doğdu. İlk ve Ortaokulu Tatvan Yatılı Bölge Okulu’nda okudu. Diyarbakır Merkez Öğretmen Lisesi’nde başladığı orta öğrenimini Van Alpaslan Öğretmen Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 1983 yılında mezun oldu. Aynı yıl Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne araştırma görevlisi olarak başladı.1987 yılında İstanbul Üniversitesi’nin kadrosuna geçti. “Genç Kalemler Mecmuası’nın Sistematik Tetkiki” konulu yüksek lisans tezini verdikten sonra aynı yıl, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde doktora öğrenimine başladı.
1988-1990 yılları arasında Türkiye’deki ilk siyasal muhalefet hareketi olan Yeni Osmanlılar Cemiyeti üzerinde araştırmalar yapmak üzere İngiltere’de bulundu. Aynı yıllarda University of London School of Oriental And African Studies (SOAS)’ta MA Programına devam etti. 
Ali Suavi ve Dönemi konulu doktora tezi ile ilgili araştırmalar yapmak üzere Belçika, Hollanda, Almanya, Avusturya, İsviçre, İtalya ve Fransa’daki bazı üniversite dokümantasyon merkezi ve araştırma enstitülerinde konuk araştırmacı olarak bulundu.
1991 yılında Yeni Türk Edebiyatı alanında doktor, 1992’de Yrd. Doçent, 1997’de Doçent oldu.1999’da Van Yüzüncü Yıl Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı ve aynı bölümün öğretim üyesi iken milletvekili adayı olmak üzere istifa etti.Siyasi hayatı, 18 yaşında Adalet Partisi Gençlik Kollarında başlayan Çelik, 1999 Milletvekili Genel Seçimlerinde Doğru Yol Partisi‘nden Van Milletvekili oldu. Seçimlerin hemen ardından Meclis Başkanlık Divanı üyeliğine seçildi.2001 yılında AK Parti‘nin kurucuları arasında bulunmak üzere DYP’den istifa etti. AK Parti’nin programını yazan çekirdek kadronun arasında bulundu. Partinin meclis grubu oluşunca, Grup Başkanvekili oldu. 3 Kasım 2002 seçimlerinde ikinci kez Van’dan milletvekili seçildi.Sayın Abdullah Gül‘ün Başbakan olduğu 58. Cumhuriyet Hükümeti’nde Kültür Bakanlığı yaptı. Sayın Recep Tayyip Erdoğan‘ın Başbakan olduğu 59. ve 60. Cumhuriyet Hükümetlerinde Milli Eğitim Bakanı olarak görev aldı.
 2002-2009 tarihleri arasında 6.5 yıla yakın Bakanlık yaptıktan sonra, AK Parti’nin 3. Olağan Büyük Kongresi’nde MKYK üyeliğine seçildi.Halen, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanlığı görevini sürdüren Çelik, aynı zamanda parti sözcülüğünü de yürütmektedir.Türkiye’de fikri ve siyasi akımlar, Türk kültürü, edebiyatı ve siyasi tarihi ile aktüel memleket meseleleri üzerine yayımlanmış 15 adet kitabı bulunan Çelik, iyi derecede İngilizce bilmekte, evli ve üç çocuk babasıdır.
İman, etimolojik olarak güvenmek ve samimiyetle inanmak anlamlarına gelir. Kur'an'da sadece bir olan Allah'a ve kendisinin mesajına güvenmek anlamına gelmektedir. Genel anlamda bir dine ya da yaşam tarzına gönülden bağlanmak anlamı taşır.
1969 yılında Trabzon’da doğdu.1999 yılında KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nden mezun oldu.1995 yılında KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Güzel sanatlar Eğitimi Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladı.1999 yılında KTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2005 yılından itibaren aynı bölümde öğretim görevlisi olarak görevine devam etmektedir. İki kişisel sergi açtı.Birçok grup ve karma sergiye katıldı. T.C Kültür Bakanlığı “ Türkiye Resimleniyor” ve “ Garlar Resimleniyor” projelerine katıldı. Çeşitli şehirlerde grup olarak farklı malzemelerden yapılmış duvar resmi ve rölyef çalışmaları vardır. Çok sayıda kitap kapağı tasarımları, kitap ve dergilere karikatür ve illüstratif çalışmalar yaptı
görsel
Meslek:
Spiker
Doğum Tarihi:
02.02.1968
Doğum Yeri:
Türkiye Aydın
Boyu:
1.80 m
Kilosu:
78 kg
Eğitimi:
Lisans
Istanbul Üniversitesi
Iktisadi Ve Idari Bilimler Programlari
Kanal:
FOXTV
Programlar:
Fatih Portakal ile FOX Ana Haber
Fatih Portakal kimdir?
Fatih Portakal 2 Şubat 1967 tarihinde Aydın'ın Nazilli ilçesinde dünyaya geldi.

İlköğretim eğitimini Nazilli'de, liseyi ise İzmir Atatürk Lisesi'nde aldı. Lisans eğitimi içinse İstanbul'un yolunu tuttu ve İstanbul Üniversitesi'nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ni bitirdi.

1994'te dil eğitimi ve yüksek lisans için Avustralya'ya gitti.

Fatih Portakal, eğitimi sonrasında Avustralya'da ünlü bir restoranda bir süreliğine işletmecilik yaptı. 1997 yılında Türkiye'ye döndü. Armağan Toper ile dünyaevine girdi.

Habercilik kariyerine 1997-2005 yıllarında Star TV'de muhabir olarak çalışarak başladı. 2005 yılında gazeteci Mehmet Ali Birand'ın teklifi üzerine Kanal D'ye geçti. 2010 yılının Mayıs ayında FOX'un habercilerinden İrfan Değirmenci'nin teklifi üzerine FOX'a geçti.

Fatih Portakal, 2010-2013 yılları arasında FOX'ta Çalar Saat programı sunuculuğu yaptı. 2013'ün Eylül ayında ana haber sunucusu Nazlı Tolga'nın evlenerek yurt dışına yerleşmesi üzerine Fox Ana Haber programını sunmaya başladı. Ayrıca Fatih Portakal ile Türkiye'nin Trendleri adlı programı sundu.

Aydınlı sunucu, 43. Altın Kelebek Ödülleri'nde "En İyi Erkek Haber Sunucusu" ödülüne layık görülmüştür.

Ses'SİZ (2012) ve Aklımla Dalga Geçme (2016) isimli kitapları bulunuyor. Fatih Portakal kimdir?
Rüyada Hala Görmek
Rüyada hala görmek kişinin rızkına ve kazancına işaret eder.
görsel
İrem Sak kimdir nereli kaç yaşında?
İrem Sak, 9 Şubat 1986 yılında Sivas'ta dünyaya geldi. Lise yıllarında tiyatrol oyunlarında yer aldı. Üniversite eğitimi için İstanbul'a gelen Sak, İstanbul Üniversitesi'nin Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünü bitirdi.

2008'de Beşiktaş Kültür Merkezi'nde (BKM) oynanan Sizinkiler isimli oyunda Zeytin karakteriyle sahneye çıktı. Ardından Domino’s Pizza, Garanti Bankası, Teknosa, Money Clup firmaların reklamlarında boy gösterdi.

Dizi kariyerine komedi türündeki 2010 yapımı Şen Yuva dizisiyle başladı. Burada 'Şehrazat' rolünü oynadı. 2011 yılında 5'er Beşer'deki Sinem tiplemesiyle ekrana çıktı. 2012-2014 yılları arasında Kanal D'de yayınlanan sitcom dizisi 'Yalan Dünya'da canlandırdığı pavyon şarkıcısı Tülay rolüyle büyük beğeni topladı.

Daha sonra 'İnsanlar Alemi' ve 'Güldür Güldür Show' ekibindeki Sinem karakteriyle popülerliğini taçlandırdı. 2015 yılında Buyur Burdan Yak isimli doğaçlama komedi programıyla, 2018'de 'Gülperi' dizisindeki Nurgül karakterini canlandırdı.

Ayrıca Dedemin Fişi (2016) filminde 'Falcı Şevkiye', Dönerse Senindir (2016) filminde 'Defne', Düğüm Salonu (2017) filminde 'Hülya', Ölümlü Dünya (2018) filminde 'Begüm' rolündeydi.

İrem Sak, FOX TV'de yayınlanacak 'Hayat Gibi' dizisinde izleyici karşısına çıkacak
yer anlamına gelen 'topos' kelimesinin önüne yunanca'da "olumsuzluk, değil" anlamı olan 'ou' getirilmesiyle thomas more tarafından oluşturulan kurgusal bir eserin ismi olarak ortaya çıkmış sözcüktür. fakat kullanım bakımından sadece olmayan yer değil, hayal ürünü ve asla hayal gücünden öteye geçemeyeceği düşünülen şeyleri betimlemek için kullanılır. bir idealizmi içerir. ulaşılması imkansız ama arzu edilen mekan anlamı da taşır.
Antalya Ariassos Antik Kenti Ariassos Antik Kenti - Antalya Gezilecek Yerler
Antalya Ariassos Antik Kenti
Antalya’nın tarihi kalıntılarından biri olan Ariassos Antik Kenti, değerli eserleriyle ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir.

Yaz turizmi açısından fazlasıyla önemli olan Antalya’nın aynı zamanda tarihi değerini de arttıran Ariassos Antik Kenti, yıkılmış birçok Helenistik duvara ve bunun yanı sıra diğer tüm kalıntıları Bizans ve Roma döneminden kalmıştır.

Burada bulunan en eski para ise M.Ö. 1. Yüzyıla aittir ve bir yüzünde Tanrı Zeus’un diğer yüzünde ise kambur bir boğanın tasviri görülmektedir. Antalya’da bulunan diğer tarihi kalıntılar olan Etenna Antik Kenti’ni, Side Antik Kenti, Kaş Antik Tiyatrosu’nu ziyaret etmeyi unutmayın.

Antalya’da Gezilecek Yerler
Antalya Nerede
Antalya Tarihi
Antalya nüfusu
Antalya Hakkında Genel Bilgiler
Antalya Gezilebilecek Yerler Listesi
ANTALYA
ANTALYADA GEZİLECEK YERLER
EDA ÖZERKAN KİMDİR?
Eda Özerkan 11 Mart 1984 yılında Adana’da dünyaya geldi. Aslen Adanalı olan ünlü oyuncu Eda Özerkan’ın gözleri kahverengi, saçları ise siyahtır. Balık burcu olan Eda Özerkan’ın boyu 1.73 cm, kilosu ise 56’dır.

33 yaşında olan güzel oyuncu Eda Özerkan babasını genç yaşta kaybetmiştir. Lise eğitimini İstanbul’da alan Eda Özerkan oyunculuktan önceki dönemlerde mankenlik yapmıştır.

Mankenlik ajansına kayıt olan Eda Özerkan kısa sürede fiziği ve güzelliği ile fark edilmiştir. Hem Türkiye’de hem de Avrupa ülkelerinde fotomodellik yapan Eda Özerkan güzelliğiyle dikkat çeken ünlülerdendir.

Eda Özerkan Kimdir?



EDA ÖZERKAN’IN EKRAN HAYATI HAKKINDA BİLİNMEYENLER
Eda Özerkan ilk olarak Tarkan’ın dudu şarkısının klibinde oynadı ve herkes tarafından bir anda tanındı.

Kral TV’de bir süre Vj olarak çalışan Eda Özerkan daha sonra Osman Sınav’ın yönetmenliğini üstlendiği “Pars Kiraz Operasyonu”adlı filmde rol aldı. 2014 yılında Survivor yarışmasına katılan Eda Özerkan Ünlüler takımında yarıştı.

EDA ÖZERKAN’IN ROL ALDIĞI DİZİ VE FİLM PROJELERİ
Eda Özerkan’ın rol aldığı dizi ve film projeleri arasında Kertenkele, Böyle Bitmesin, Firar, Adanalı, İstanbul’u Ölesiye Sevmek, Aşk-ı Memnu, Girdap, Pars: Kiraz Operasyonu ve Cennet Mahallesi’dir.

Güzelliği ile dikkat çeken Eda Özerkan oyunculuğu ile de adından söz ettirmeyi başarmıştır. Eda Özerkan hem manken olarak hem de oyuncu olarak başarılı bir kariyere sahip olmayı her zaman başarmıştır.
Dengir Mir Mehmet Fırat, 8 Ağustos 1943 tarihinde Adıyaman Kâhta’da doğdu. Babasının adı Ali, annesinin adı Münevver’dir.Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.Serbest avukatlık, çiftçilik ve ihracatçılık işiyle uğraştı. Akdeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği görevinde bulundu.Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Kurucular Kurulu Üyesi oldu ve Genel Başkan Yardımcılığı yaptı.AK Parti’den 21. Dönem Adıyaman, 22. Dönem Mersin Milletvekili olarak TBMM’de yer aldı.7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’den milletvekili seçildi. HDP’nin Meclis Başkanı adayı olarak gösterildi.İngilizce bilen Fırat, evli ve 2 çocuk babasıdır.
Türkiye'de ve Kıbrıs'ta hizmet veren çevrim içi yemek sipariş sitesi. Kullanıcılar Yemeksepeti ile anlaşmalı olan 25.000'den fazla restoranın en son menülerine ulaşarak, hiçbir ekstra ücret vermeden yemek siparişi verirler. nevzat aydın tarafından kurulmuştur.
1957 doğumlu ve nobel edebiyat ödülü alan tek yazarımız. 22 yaşında başladığı yazarlıkta bugüne kadar 21 yayınlanmış, roman, ani, hikayesi bulunmaktadır. cevdet bey ve oğulları ile başladığı bu serüvende bana göre en güzel kitaplarından biri de buydu. yeni hayat, kara kitap ve benim adım kırmızı da benim en sevdiklerimden. kar kitabını okuyamayarak başladım okumayı bırakmaya, sonrasında masumiyet müzesi ile bir girişimde daha bulundum başarılı olamadım, Resimli İstanbul - Hatıralar ve Şehir kitabı ise inceledim ve bugüne kadar basılmış en saçma kitap olarak değerlendirdiğim kitap oldu.

nobel edebiyat ödülü almıştır dedim ya, 2006 yılında aldı bu ödülü, bugüne kadar hiç bir türk alamamıştı bu ödülü, sonrasında da hala alamadı. biraz da almadan önceki son dönemlerde konuşmaları ile siyasi görüşlerini düşündüğümüzde toplumu ikiye böldü ödülü alması. bir çok kimse türkiye aleyhine konuşmasa hiç bir zaman alamayacağını,yaşar kemal'in bu nedenle alamadığını söylüyordu. dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Orhan Pamuk'u ödülü aldığı zaman tebrik etmişti.

bugün ise ortalık yine karıştı, cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan, 1995 yılında Sırplar tarafından Bosna-Hersek'in Srebrenitsa kentinde yapılan soykırımı inkar eden ve Sırp savaş suçlularını savunan yazar Peter Handke'ye Nobel Edebiyat Ödülü'nün verilmesine tepki gösterirken "Nobel ne olduğunu ortaya koydu. Nobel kendini tüketmiş, kendini bitirmiştir. Nobel tamamıyla ideolojik davranan bir kurumdur. Benim için Nobel'in hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Böyle bir zalime ödül vermekle buna ortak olmuştur. Bu tür bir şeyi kabul etmemiz mümkün değil. Bu sadece şu anki ödülde değil ki bundan önceki ödüllerde buna dikkat etmişlerdir. Türkiye’den kalkmışlardır teröriste ödül vermişlerdir. Aziz Sancar hocamıza vermiş oldukları gibi bunun tartışılacak bir yanı yok. İlmi olan bir hocamızdır. Eyvallah..." dedi.

türkiye'den ödül alan sadece iki kişi var biri aziz sancar, diğeri orhan pamuk. aziz sancar bizzat kendisi tarafından çıarıldığına göre geriye sadece orhan pamuk kaldı. yani orhan pamuk bir terörist olarak tanımlandı. ortalık bir anda karıştı, bütün gazeteler hatta uluslararası medya bir anda orhan pamuk'a terörist denildiği haberleri ve tepkileriyle doldu.
BATMAN'IN COĞRAFİ KONUMU
Batman ili 41 derece 10 dakika ve 41 derece 40 dakika doğu boylamları ile 38 derece 40 dakika ve 37 derece 50 dakika kuzey enlemleri arasında yer alır.
RAKIMI: 550 M.
BATMAN'IN KOMŞULARI:
Kuzeyde Muş - batıda Diyarbakır - doğuda Bitlis ve Siirt - güneyde Mardin
YÜZEY ŞEKİLLERİ:
İlimizin kuzey ve kuzeydoğusu yüksek sarp ve dağlık olup güneyi ise dağlık ve engebelidir.
DAĞLARI:
Sason Dağları ( Aydınlık Dağları ) : 2500 m.
Meleto 2967m.
Kuşaklı Dağı 1947m
Avcı Dağı 2121m.
Meydanok Tepesi 2042m.
Kortepe 2082m.
Raman Dağı 1288m.
AKARSULAR VE GLLER:
Dicle Nehri, Batman, Sason, Garzan ve Pisiyar çayları ilimizin sınırları içinde geçmekte olan önemli akarsulardır. Sason ve Sorkan çayları Batman Çayına; Kozluk'un kuzeyindeki Aydınlık dağlarından doğan Pisiyar Çayı ve diğer küçük dereler Garzan Çayını oluştururlar. Kulp Çayı Sorkan ve Sason Çayları Batman Çayını oluştururlar. Batman ve Garzan çayları Dicle'ye dökülürler. Ayrıca Gercüş yöresinde Gürbüz ve Aydınlı Dereleri Dicle'ye dökülürler.
Batman Çayı: Batman ile Diyarbakır arasında doğal bir sınır çizer ve 115 Km.lık kısmı Batman il sınırı içinde akar.
Dicle Nehri: Dicle Nehri batıdan doğuya doğru akarak Batman Çayı ile birleştiği yerde Diyarbakır il sınırını bittikten sonra Batman il sınırları içinde akmağa devam eder.
Garzan Çayı: Batman - Siirt illeri arasında doğal sınır çizer. Garzan Çayı, Kozluk ilçesinin kuzeyindeki Aydınlık Dağlarından doğan Pisiyar çayı ve diğer küçük derelerden oluşur. İlimiz sınırları içindeki mesafesi yaklaşık 60 km. olup, Beşiri ilçesi doğusunda Dicle Nehri ile birleşir.
GLETLER: İlimiz sınırları içinde Gercüş - Kırkat Göleti ile Kozluk Ceffan Göleti bulunmaktadır.
Gercüş - Kırkat Göleti 1984 yılında DSİ tarafından yapılmış olup sulama amaçlıdır Kozluk Ceffan Göleti elektrik amaçlı yapılmıştır..
Batman İlçeleri
Beşiri : İlçemizin bir yerleşim birimi olarak tarihi M. Ö. 3000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Bu yıllarda Hurri kavimlerinin yerleştiği bu yöre daha sonra 1200 yıllarında Asur egemenliğinin altına girmiştir. Yaklaşık 1400 yıllık bir zaman içinde, sırasıyla Med, Pers, Makedonya, Part, Roma ve Bizans İmparatorlukları sınırları içinde kaldıktan sonra 1243 yılında Moğolların eline geçen yöre, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim’ in Çaldıran zaferi sonrasında Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisine dahil olmuştur. Cumhuriyet döneminde Kobin adıyla Siirt İlinin Garzan İlçesine bağlı küçük bir köy iken, 1926 yılında sel felaketi sonucu Diyarbakır İline bağlı Elmedine kazasının buraya taşınması ile Beşiri adını alarak Siirt İline bağlı İlçe durumuna gelmiştir. Daha sonra 18.05.1990 tarihinde Batman İline bağlı İlçe durumuna gelmiştir. İlçemiz Kuzey-Güney istikametinde dar ve uzun bir şerit halindeki Batman İlinin orta kısmında İl merkezinin doğusunda yer almaktadır. Doğuda Kurtalan, Güneyde Hasankeyf ve Gerçüş, Kuzeyde Kozluk İlçesi ve batıda Batman İli ile çevrilidir. İlçenin alanı 889 km2’ dir. İlçe merkezi 680 rakımlı olup, İl merkezine 16 km uzaklıktadır. İlçe genellikle düz bir arazide kurulmuş olup Batman İli ile arasında Kıradağı yer almaktadır. İklimi kışları yağışlı, sert ve soğuk, İlkbahar mevsimi kısa süreli, yazları ise kurak ve çok sıcak geçmektedir. İlçemizin tek akarsuyu olan Garzan çayı İlçemizi kuzey - güney istikametinde geçtikten sonra Dicle nehri ile birleşir.
Kozluk : Batman ilinin büyük ilçesidir. Yüksek dağların etrafında kurulmuş tarihi bir ilçedir. Evliya Çelebi'nin yazdığına göre Kozluk halkı eğitimli, hoşgörülü ve cesur bir halkın torunlardır. Tarihi bir yerleşim birimi olan Kozluk'un eski adı Hazo'dur. Kozluk'ta M.Ö. 8000 - 8600 yıllarına ait arkeolojik kalıntılar bulunmuş ve bu arkeolojik kalıntılar Diyarbakır arkeoloji müzesinde bulunmaktadır. İlçenin en eski yerleşim birimlerinden biri olan Kale mahallesinde ve civarında İbrahimbey camii, Hıdırbey camii ve Kozluk kalesi gibi geçmişi günümüze taşıyan tarihi yapıtlar bulunmaktadır. Kozluk kalesinde yaşayan insanlar içme sularını 10 km. uzağındaki Kandil kalesinden, kanal vasıtasıyla temin ediyorlardı. Hoza kalesi, eskiden Sasun Kalesi ve Kandil Kalesi'nin üçüncü saçayağı olarak inşa edilmişti. Bu üç kale arasındaki koordinasyon sayesinde bölge yabancı güçler açısından işgal edilmesi oldukça güç ve zor olan bir alan haline gelmişti. Tarihte Sasun isyani olarak bilinen aslında Hazo isyani olan isyanın adından 1938 yılında ilçe statüsüne getirilen Kozluk, ilk önce Siirt ardından da Batman'a bağlanmıştır. Bir stratejik konumu dolayısıyla ilçe halkı 1990'lara kadar çarşı olarak adlandırlan dağ yamacında yerleşimini sürdürmüştü. Bu tarihten sonra ise hem artan nüfus hem de toprak dolayısıyla Üçyol olarak adlandırılan ovaya yerleşmeye başlamıştır. İlçede bulunan Angebire bölgesi hem ağaçlık hem de yeraltı su kaynağı dolayısıyla yazın iyi bir tatil bölgesidir. Ayrıca ilçede bulunan Halilen köyüde de Sarılık hastalığı için sürekli akan bir su bulunmaktadır ve her yıl hem bölgeden hem de bölge dışından insanlar şifa bulmak için köye gitmektedir. İlçenin Kuzeyinden Pisyar çayı akmakta batısında ise Güneydoğunun en büyük dağlarından biri olan Mereto dağı bulunmaktadır. Yaklaşık 30 binlik bir nüfusa sahip olan Kozluk, Türkiye-İran karayolunun geçtiği güzergahta bulunur. 1990'ların ortasına kadar Kozluk güçlü aşiretlerin etki alanı içerisinde kalmış; bu tarihten sonra ise aşiret yapısı hızlı bir şekilde çözülmeye başlamıştır. Kozluk'ta halı hazırda iki tuğla fabrikası, iki halısaha, tam teşekküllü bir hastane, bir konferans salonu, bir aile çay bahcesi ve iki yatılı okul bulunmaktadır. Kozluk'a bağlı Ase denen köyün civarında ise bir baraj inşa edilmektedir. Bu baraj biterse ovadaki köylerde sulu tarım yapılaağından ilçenin ekonomisinin oldukça güçleneceği öngörülmektedir. Kozluk dağ ile ovanın kesiştiği bir noktadadır. Kozluk'a bağlı köylerin yarısı ovalı diğer yarısı ise Dağlı (Çiyayi) dediğimiz kişilerden oluşmaktadır. Her iki kesim arasında çok önemli farklılıklar bulunmaktadır. Ovalılar daha uysal ve tarım ile uğraşır iken,şehirli dediğimiz kesimler ise genellikle sert bir mizaca ve kararlı, zora başvurmayı seven bir doğaya sahiptir. Kozluk kalesi, Angebiresi, İbrahim bey camisi, Hıdırbey camisi ve dağlardan ovaya bakan manzarası ile Kozluk, görülmeye değer bir ilçedir. İLÇEDE BULUNAN TARİHİ ESERLER -Hazzo Kalesi -Rabat Kalesi -Hıdır Bey Camii -İbrahim Bey Camii
Gercüş : Gercüş (Arapça: Kfer Cevz‎), Batman ilinin 13.500 nüfüslu bir ilçesidir ve Mardin ile komşudur. İlçe 1926 yılına kadar Midyat ilçesine bağlı bir köy iken bu tarihten itibaren ilçe olmuştur. Batman 1990 yılında il olduktan sonra Mardin'in ilçesi olan Gercüş Batman iline bağlanmıştır. İlçe Mardin'e 80 km, Batman'a 59 km uzaklıktadır. İlçede sağlık ocağı, devlet hastanesi, öğretmen evi, lise ve yatılı bölge ilköğretim okulu anadolu öğretmen lisesi mevcuttur. Batman'a 59 km, Diyarbakır'a 160 km mesafededir. Gercüş’ün tarihi incelenirken bölgenin tarihi içerisinde ele almak ve değerlendirmek gerekir.Dolayısıyla yörede var olan uygarlıkların tarihsel gelişim süreci içerisine Gercüş ilçesini de koyup değerlendirmek mümkündür. Gercüş ovası,ikliın,coğrafi konum,tarım ve su açısından insanlara bahşettiği nimetler sayesinde medeniyetin ilk temellerinin atıldığı yerlerden biridir.Gercüş’ün ne zaman inşa edildiği bilinmiyorsada çevresindeki yerleşim yerlerinin tarihi M.Ö.7000 yıllarına kadar geriye gider.Yakup Manastırı Tarihi’ne göre Kefergevson’ım M.S.400 yıllarında Gercüş’e yerleştiği söylense de Gercüş’ün bu tarihten önce yerleşim yeri olarak kullanıldığı çevresindeki mağara ve alt geçitlerle sabittir.Bazı rivayetlere göre Gercüş’ün ilk kurulduğu yer MÖ.3000 yıllarında kurulan Gıre Tılhabste’dir. Gıre Tıhabate’nin yanında Gercüş Ovasında kurulan diğer yerleşim yerlerine bakıldığında Hisar Kasabasının Güneyinde yer alan Höyük M.Ö.7000 yıllarında, Şarişe (Şerşe) M.Ö.3000 yıl1arında kurulmuştur.Aynca Kantar’daki kaya resimleri Antalya Bel- dibindeki mağara resimlerı benzerlik göstermektedir.Antalya Beldibi’nin Kabataş Devrinden (M.O.10000-8000) kaldığı göz önünde tutulursa,bu kaya resimlerinin de Kabataş Devrinden kaldığını söylemek mümkündür. Gercüş’ünde içinde bulunduğu bölgeye ilişkin tarih öncesi döneme ait bilinen tek şey Hurriler’in ,M.Ö.3000 Yıllarından başlayarak yerleşmiş olduğudur .Hurri anayurdu, en geniş sınırlarıyla Fırat’ın kolu olan Habur Çayı ile Asi Irmakları arasıydı. Hurriler’m MÖ. 3000 yıllarının sonlarında Subara Boylarını da egemenlikleri altına alarak Kuzey Mezopotamya,Halep ve Suriye’ye yayıldıkları,buralarda Üstünlük sağladıkları anlaşılmaktadır.Hurriler’in yaşadıkları bu toprakları MÖ. 13. yüzyıla ait Asur kaynaklarında Nairi ülkelerinin batı bölümünde gösterilmiştir. M.Ö 7. yüzyıldan kalma Asur kaynaklarındanda da “Şupriya” adıyla söz edilir. M.Ö. 1240 Yıllarında itibaren bölgeye egemen olan Asur Devleti, Gercüş’ünde içinde bulunduğu yöreye M.Ö. 744 Yıllarında üstünlük kurdu.Gercüş Ovasında yer alan “Zoravaya” adlı yörede bulunan Asurlulara ait Mühür ve tablet Mardin Müzesinde sergilenmektedir. XIX Yüzyılın başlarında Diyarbakır Vilayeti Mardin Sancağnıa bağlı Midyat kazasının bir nahiyesi olan Gercüş,30 Mayıs 1926 yılında ilçe statüsünü kazanarak Mardin iline bağlandı. 16 Mayıs 1990 tarihine kadar Mardin iline bağlı bir ilçe olan Gercüş, bu tarihte Bakanlar Kurulunun aldığı kararla yeni bir il statüsü kazanan Batman’a bağlandı. Gercüş, halen Batman İline bağlı bir ilçe olarak teşkilatlanmadaki yerini almaktadır
Hasankeyf : Hısnkeyfa olan bu şehrin adı “Kayahisarı” şeklinde tercüme edilir. Eski tarih ve kavimlerden bu tür kelimelerin anlamı “korunmaya musait” yer anlamına geldiği belirtilmektedir. Kalenin yekpare taştan olmasından dolayı çeşitli dillerdeki Hasankeyf ifadesi “Taş Kalesi” manasına gelmektedir. Hasankeyf’in ne zaman kurulduğu, şimdiye kadar karanlıkta kalmış, eldeki bilgi ve verilerin yeterli olmaması nedeniyle kuruluşu hakkındaki görüşler , bir ihtimal olmaktan öteye gitmemiştir. Şehrin jeopolitik yapısı, önemi ve mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaraların, Hasankeyf’in çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu gösterir. Hasankeyf tarihi antik döneme kadar dayanmaktadır. Hasankeyf; Diyarbakır ve Cizre şehirleri arasında önemli bir kara ve su yolu güzergahında olup, savaşların olmaması ve ticaret yollarının burdan geçmesi bir yerde Hasankeyf’i kültürleri kavşak noktası haline getirmiştir. İran ve iç asya kültürleri , doğu Akdeniz, Mezopotamya, Roma ve Bizans kültürlerini barındığından, Romalılar, İran sınırını denetim altında tutabilmek için Hasankeyf’e kale inşa edilmiştir. Miladi üçüncü asırda İranlılar Mezopotamya yı ele geçirince Roma imparatoru Diyokletion harekete geçerek, bütün Mezopotamya ve Dicle nehrinin doğusundaki yerleri aldı. M.S. 633 yılında Hasankeyf’in Bizanslıların denetiminde olduğu ve 451 yılında Bizanslıların yaptırdıkları kale ve korunma amaçlı yapıtları ile şehrin denetimine müslümanlar tarafından feth edilene kadar sahip olmuşlardır. Hicri 17. yılda Hasankeyf islam orduları tarafından ele geçirilmiştir. Antik kent, sırası ile Emeviler ve Abbasiler döneminden sonra, Hamdaniler (906-990), Mervanıler (990-1096) denetiminde kalmış, daha sonra Artukoğulları eline geçmiştir. Artuklular, Türkmen sülalesinden olup, Hasankeyf’e en parlak dönemini yaşatmışlardır. Artukoğulları Hasankeyf ile beraber Diyarbakır, Mardin ve Harput’ta hüküm sürmüşlerdir. Selçuklu sultanı Alparslan ve Melikşah gibi değerli devlet adamlarının, ileri gelen komutanlarından Artuk, 1071 Malazgirt savaşından sonra bölgeyi Selçukluların hakimiyetine katarak Selçuklulara önemli bir katkıda bulunmuştur. 1232 yılında Eyübi Sultanı El-Kamil El-Malik tarafından Hasankeyf ele geçirilmiştir. Ortaçağın ve şarkın en kuvvetli devletlerinden olan Eyyübiler Mısır, Süriye ve Yemende hüküm sürmüşlerdir. Böylece Eyyübi hükümdarlarının şehri ele geçirmeleri ile birlikte 130 senelik Artukoğulları dönemi sona ermiştir. Selahaddini Eyyübiden sonra Eyyübiler bir çok emirliklere ayrılmış olup, Hasankeyf Eyyübi hükümranlığı da bunlardan biridir. Eyyübiler çok önemli eserler yaptırmış, ilim, sanat ve kültürel alanda miraslar bırakmışlardır. Özellikle mimari sahada faaliyet gösteren Hasankeyf Eyyübileri tarihteki yerlerini almışlardır. Moğol istilasından Hasankeyf’te nasibini almış,Moğollar burayı ele geçirilerek yağma ve tahrip etmişlerdir. Eyyübilerden sonra Hasankeyf’e Akkoyunlular hakim olup, 15. y.y başına kadar hüküm sürmüşlerdir. 1473 yılında uzun hasan ve Fatih Sultan Mehmet arasında yapılan otlukbeli savaşında uzun hasan’ın oğlu zeynel bey şehit olmuş ve Hasankeyf’te dicle nehri kenarında gömülmüştür. Akkoyunlulardan sonra Hasankeyf İran Sefavilerin hakimiyetine geçmiştir. 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim’in doğu seferi ile birlikte Hasankeyf Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bu dönemde Hasankeyf çevredeki aşiretleri idare eden merkezi bir hanedanlık konumunda olup, buna paralel olarak iktisadi ve ticari yapıda büyük bir gelişme göstermiştir. Bu dönemde şehir nüfusunun 10.000. civarında olması ise Hasankeyf’in büyük bir yerleşim merkezi olduğu gösterir. Erken ortaçağ tarihi ve yapıtlarından anlaşıldığı üzere Hasankeyf’te kültür uygarlıkların kaynaştığı, yerleşik halkın, 7000. civarındaki yazları serin kışları sıcak olan ve ortaçağ şartlarında çok modern ev olan mağaralarda hayatlarını sürdürdükleri anlaşılmaktadır.
Sason : Çağımızdan 2700 yıl önceleri, Batı Türkistan’dan çıkıp, Kafkasları aşarak Azerbeycan ve Anadolu’ya yapılan ve bir ucu Çin’e bir ucu da Batıda Kalkat Dağlarına dayanan sahaya(alana) İskitler hakim olmuşlardır. Sakalara vergi veren metyalı İran Şahı Kayaksar M.Ö.(633-584) Urmiye gölü kıyısında Sakalar Padişahı Afrasyap(Alper Tonga )ile boy beylerinin 625 yılı yazında bir ulu ziyafet vererek hile ile hepsini sarhoş ederek Geceleyin pusudaki askerleri ile Alper tonga ve Saka ulularını toptan kılıçtan geçirdi. Bunun sonucu olarak bahtsız kalan sakalar hazırlıklı İranlıların karşısında dayanamayıp, Aras ırmağı ile Çoruh boyunda tutuldular. Kuzeye çekilmeyen Sakalar da Van gölü güneyi ile küçük zapt suyu arasında ve Dicle kolundaki dağlık bölgede Kalarak İranlılara düşman ve ayrı bir beylik halinde yaşadılar. Dicle Türklerinin Heradot Kesenefon Bitlis, Sancak bey Şerefhan ve Evliye Çelebi Kaynaklarından süzülen Tarih ve Soy bilgileri ışığında değerlendirildiğinde, Dil, Boy ve oymak adları ile folklorları din ve inançları ile öteki dört bölgedeki Türklerden ve oğuzların üç ok kulundan geldiği bir gerçek olarak görülmekte dir. Heredot Dicle Kürtlerinin M.Ö.500 yıl yılındaki hakim boylarına göre Boht ’lar adı ile anar.Kesenefon ise M.Ö.4001’den Zapt ve Bohtan çayı arasındaki dağlık bölgelerden geçerken buradaki boyları Kurduk(Kürtler) Adı ile anarak kurdukları Şeyhin şahı ‘na tabi olmadan müstakilce yaşadıklarını belirtir. Hiristiyanların yayılmaya başladığı M.S.305 ‘te Dicle solu ili Van Gölü arasında akalan bölgede Kurduk-Elbeyliği;Kortu,Kortik,Adrovar,Motogan,gibi Belçaklara ayrılmıştır. Oğuzhanlılar,(Bohtlar,Karduklar)İslam dinini benimsemediklerini duyurmak üzere Hz.Muhammed’e Bohduzları ileri gelenlerinden Amamon(Aman)adlı şahsı elçi olarak gönderdiler.Ermenilerin bölgeye sokulmamaları Romadan sonra hiristiyan olan partalar krallığı dönemine rastlar.Araplar ise,özellikle Hz.Ömer döneminde Basra’dan göçen kafile ve aşiretler halinde bu bölgeye gelmeye başlamışlardı. Ermeniler yerleşim bir hayat tarzı sürdürürken Arap aşiretleri göçer ve yarı göçer bir yaşam sürdürüyorlardı. Sason çevresi halkının kökeni,çoğunlukla Basra dan göçen ve sonradan Türk-İslam Kültürü içinde yoğurulan ve Karduklarla(Bohtlarla)hısım akrabalık olan Arap Kabilelerine dayanmaktadır. Sason İlçesinin eski adı “KABİLCEVİZ”dir. Kelime anlamı cevizi bol anlamına gelmektedir. Sason adı Türkiye Cumhuriyeti tarafından verilmiştir. Sason üzerinde ZOK’ta bulunan dili arapça olan Garzan aşireti Kurtalan’ dan Muş’a kadar uzanan bölgede hakim olmuşlardır. Dili Kürtçe olan Hiyan aşireti ise Silvan, Yücebağ ve Muş ili yörelerinde etkin olmuşlardır. 1864 yılında Osmanlı yönetiminde eyaletlerin yerine vilayetler kurulurken, Sason Siirt Sancağı ile birlikte Diyarbakır Vilayetine bağlanmıştır. Nitekim 1871 tarihli Diyarbakır Salnamesinde Sason İlçesininSiirt Sancağına bağlı olduğu belirtilmektedir.1844’lerden sonra Siirt sancağının sırası ile Bitlis Vilayetine Cumhuriyete kadar da Muş İline bağlı olduğunu görüyoruz. Cumhuriyetten sonra Sason İlçesi kesin olarak SiirtVilayetine bağlı bir kaza durumuna getirilmiştir.1938 Kozluk İlçesi Sason’ nun bir bucağı iken bu tarihte ayrılarak İlçe statüsünü kazanmıştır. Sason İlçesi 16 Mayıs 1990 tarih ve 20522 Sayılı Resmi(Mükkerrer )gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3647 Sayılı Kanunun 2. Maddesine göre Batman İlçesi Vilayet olması nedeniyle, Sason İlçesi bu tarihte Siirt Vilayetinden ayrılarak Yeni İl olan Batman İline bağlanmıştır.
değerli madenlerin alım satımıyla uğraşan kişi.
sadece değerli madenler değil, antikalar ve değerli kağıtları da alıp satan cinsleri vardır sarrafların...
üniversitelerde bulunan yüksek lisans programlarının eğitiminin verildiği birimlerin adıdır. Bu birimlerde öğrenci olabilmek için bir lisans programından mezun olmak zorunluluktur. yüksek lisans giriş sınavına ise ales denir.
görsel
LinkedIn
500 million+ members | Manage your professional identity. Build and engage with your professional network. Access knowledge LinkedIn is an American business and employment-oriented service that operates via websites and mobile apps. Founded on December 28, 2002, and launched on May 5, 2003, it is mainly used for professional networking, including employers posting jobs and job seekers posting their CVs.
Created by: Reid Hoffman
Date launched: May 5, 2003
Type of site: Social networking service. LinkedIn (/lɪŋktˈɪn/) is an American business and employment-oriented service that operates via websites and mobile apps. Founded on December 28, 2002, and launched on May 5, 2003, it is mainly used for professional networking, including employers posting jobs and job seekers posting their CVs. As of 2015, most of the company's revenue came from selling access to information about its members to recruiters and sales professionals.Since December 2016 it has been a wholly owned subsidiary of Microsoft. As of June 2019, LinkedIn had 630 million registered members in 150 countries.Type of business
Subsidiary
Type of site
Social networking service
Available in
Multilingual (24)
Founded
December 28, 2002; 17 years ago
Mountain View, California, U.S.
Headquarters
Sunnyvale, California, U.S.
Area served
Worldwide
Founder(s)
Reid Hoffman
Allen Blue
Konstantin Guericke
Eric Ly
Jean-Luc Vaillant
CEO
Jeff Weiner
Key people
Shannon Brayton (CMO)
Christina Hall (CPO, SVP)
Steve Sordello (CFO, SVP)
Industry
Internet
Products
SlideShare
Employees
15,000+ (2019
Parent
Microsoft Corporation
Subsidiaries
Learning
Connectifier
Website
www.linkedin.com
Alexa rank
Decrease 59 (January 2020
Advertising
Google, AdSense
Registration
Required
Users
660+ million members (December 2019
Launched
May 5, 2003; 16 years ago
Current status
Active

LinkedIn allows members (both workers and employers) to create profiles and "connections" to each other in an online social network which may represent real-world professional relationships. Members can invite anyone (whether an existing member or not) to become a connection LinkedIn participated in the EU's International Safe Harbor Privacy Principles.
Gömbe Yaylası
Antalya Gömbe Yaylası
Antalya’nın en güzel tatil bölgeleri arasındaki Kaş’ın 60 kilometre uzaklığında bulunan Gömbe Yaylası, dillere destan güzelliğiyle yeni ziyaretçilerini bekliyor.

Yıl içerisinde özellikle yerli turistlerin yoğun ilgisini gören Gömbe Yaylası, doğasına sakladığı elma bahçeleri ve tertemiz soğuk sularıyla kesinlikle beğeninizi kazanacak. Çam ağaçlarının süslediği yaylaya Elmalı yolundan kolaylıkla gidebilirsiniz. Gömbe Yaylası’nda hem tabiatın benzersiz köşelerine hem de tarihi kalıntılara şahit olacaksınız.

Yayla, Hristiyanlık döneminde dini bir merkezdi. Bu sebepten dolayı lahitler ve kilise kalıntıları sizleri karşılayacak ve eski dönemlerin izleri arasında güzel bir yolculuğa çıkmanızı sağlayacak. Kaş tatilinizde Kıbrıs Kanyonu’nu veİslamlar Köyü’nü keşfetmeyi de unutmayın.


Antalya’da Gezilecek Yerler
Antalya Nerede
Antalya Tarihi
Antalya nüfusu
Antalya Hakkında Genel Bilgiler
Antalya Gezilebilecek Yerler Listesi
ANTALYA
ANTALYADA GEZİLECEK YERLER
Phryg Vadisi
Afyon İscehisar’dan başlayıp Eskişehir sınırlarını geçerekAnkara’ya kadar uzanan Phryg Vadisi, çok iyi bir yürüyüş rotası olma özelliğine sahiptir.Bu büyük vadide Phrygyalılar hüküm sürmüştür ve o dönemlerden günümüze etkileyici kalıntılar kalmıştır. Aynı zamanda Kapadokya Peri Bacaları’nın oluşumunun aynısı Phryg Vadisi’nde de görülmektedir.Kayaların apartman şeklinde oyulması yürüyüşünüz sırasında sizi fazlasıyla etkileyecek. O kadar çok yerleşim var ki Phryg Vadisi’nde; keşif yapmak için kesinlikle bir gün yetmeyecek. Phryg Vadisi binlerce yıl önce bir yaşanmışlığa tanık olsa da tabiat güzellikleriyle ve kayalar arasına oyulmuş yaşam alanlarıyla sizin hayranlığınızı kazanacak.
görsel
Müzik düşünmeye 8 yaşındayken annesinin aldığı klavye ile başlayan Kalben, ilk gitarını 14 yaşında kucakladı. Markası "Santana", sesi cızırtılı bu gitarla ilk şarkılarını yapmaya başladı.

17 yaşında burslu olarak girdiği "Bilkent Uluslararası İlişkiler" bölümünden 21 yaşında mezun oldu. Çeşitli alanlarda çalışmayı denedikten sonra 2008'de, aynı üniversitede, Medya ve Kültürel Çalışmalar üzerine yüksek lisans yapmaya başladı. Anı saklamanın yolları ve yadigarlar üzerine tez verdikten sonra iş bulmak ve yetişkin olmak adına İstanbul'a taşındı. Universal Pictures bünyesinde marka müdürü olarak çalışmaya başladı. Sonrasında senaryo yazarlığı, editörlük, proje yöneticiliği, reklam yazarlığı, çevirmenlik gibi çeşitli işlerle meşgul oldu.

Ankara'da ve İstanbul'da, özlemle ve nadiren müzik yapmaya, konser vermeye devam etti. 18 Ekim 2014'te Sofar Sounds İstanbul kapsamında Galata'da bir evde sadece gitarıyla verdiği konserden yayınlanan "Sadece" videosu kısa zamanda Türkiye Sofar Sounds videoları arasında en çok izlenen oldu. Aynı performans şimdi de, dünyanın en çok izlenen Sofar Sounds videosu olarak büyük bir başarıya imza attı.

Salon IKSV, Peyote, IF Performance Hall, Bronx Pi Sahne gibi çeşitli mekanlarda sahne alan Kalben, Parkfest, Babylon Soundgarden, 22. İstanbul Caz Festivali, New Sounds gibi festivallerde de konser verdi. Aynı zamanda yazarlık yapmaya devam eden Kalben'in Lulu'nun Maceraları adında yayınlanmış bir çocuk kitabı serisi var.

Kalben'in kendi adını taşıyan ilk albümü Şubat 2016 itibariyle yayınlanmıştır. Albüm çıktığı ilk gün itibariyle iTunes Albüm Listesine 1 numaradan girerek büyük bir başarıya imza atmıştır.

"Sonsuza Kadar" isimli ikinci albümünü Ekim 2017'de Garaj Müzik etiketiyle yayınlayan Kalben, müzikal yolculuğuna devam etmektedir...
arapça bir kelimedir. Hidayete erişen, doğru yola giren, Başka bir dinden çıkıp Müslüman olan anlamlarına gelir.
görsel

Domain yani Türkçe ismiyle alan adı internet sitelerinin isimleri yani adresleridir.Her web sitesinin bir ismi yani adresi olmak zorundadır.Örneğin betasozluk.com bir domaindir.Bu domain olmadığı takdirde web siteleri ip adresleri üzerinden yayın yapar bu da tercih edilen bir durum değildir.Domain (alan adı) aynı zamanda web sitenizin kimliğidir.İnternet dünyasında yer almaya karar verdiğiniz zaman ilk yapmanız gereken akılda kalan hatırlanabilir bir domain almaktır.
Domainler iki ye ayrılır.
1.Uluslararası domainler
Bu domainler A.B.D'den İCAAN konsorsiyumuna kayıtlı domain satıcı firmalardan alınır.Uluslararası domainler ayrıca uzantılarına göre de sınıflandırılır.Bunlar com,net ve org'dur.
2.Yerli Domainler
Bunlar da uluslararası domainler gibi aynı uzantılara sahip tek farkları ise tescil edildikleri ülkenin kısaltması domain sonuna eklenir.Örneğin betasozluk.com.tr.Bu domainlerin tescil işlemleri ODTÜ tarafından yürütülmektedir.
DenizliNüfus: 950.557Yüzölçümü: 11.861 km2 Denizli TarihiDenizli yöresinin ilk ve en önemli yerleşim yeri Beycesultan Höyüğü ’dür. (Günümüzde Beycesultan, Çivril ilçesinin 5 km. kadar güneyinde Çivril –Denizli karayolunun hemen sağında yer alır.) Yerleşimin günümüzden 6000 yıl önce M.Ö. 4000 yıllarında Kalkolitik dönemle başladığı öngörülmektedir.Tarihi dönemlere gelindiğinde Denizli yöresinin bilinen ilk sakinleri Arzawalılar olmuştur. M.Ö 1200-1700 arası süren Karanlık Çağ’dan sonra yöreye Frigler hakim olmuşlardır. Xenephon’a göre Frigya’nın batı sınırlarındaki en önemli yerleşimlerinden biri Collosai (bugün Honaz) şehri idi. Friglerin yıkılmasının ardından bölge Lidyalıların eline geçmişti. Lidya Devletinin doğu sınırı ünlü Yunanlı tarihçi Heredot’a göre Karura adlı yerleşimdir. Karura şehri bugün Denizli’ye bağlı Sarayköy ilçesinde bulunmaktadır.Batı Anadolu bölgesi ve dolayısıyla Denizli yöresi M.Ö 129 yılında Romalılarca Asya eyaletine bağlanarak prokonsüllerce yönetilmeye başlanmıştır. Romalılar Asya eyaletindeki mevcut yolları ıslah edip yol akışını Bergama yönünden Efes ve Milet yönüne çevirdiler. Denizli Bölgesi doğu-batı yönünde önemli nokta haline gelmiştir.Roma Devleti’nin M. S 395 yılında ikiye ayrılması sonucu Anadolu Doğu Roma yani Bizans idaresi altında kalmıştır. Bizans Devleti zamanında Denizli yöresi Helenistik ve Roma dönemlerindeki önemini kaybetmiş ve bir süre sonra bölgeye gelen Türklerin eline geçmiştir.Denizli’de Türk HâkimiyetiTürklerin Denizli ile ilk ilişkileri 1070 yılında başlar. Büyük Selçuklu Beyi Afşin Bey yörenin en gelişmiş kentlerinden Honaz’ı aldıktan sonra Laodikeia’yı da yağma ederek istila hareketini Ege kıyılarına değin ilerletmiştir.Ancak bu istila hareketi geçici olmuştur.1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu baştanbaşa zapt edilmiş, bu arada Denizli çevresi de Kutalmışoğlu Süleyman’ın maiyetindeki Beyler tarafından fethedilmiştir.Denizli ve yakın çevresi 12. Yüzyılın sonlarına kadar Türklerle Bizanslılar arasında sürekli el değiştirir ve sonunda Selçuklu Sultanı I. Giyaseddin Keyhüsrev’in ikinci kez tahta çıkışıyla birlikte, 1206-1207’de tamamen Türklerin eline geçer.1176 Miryokefalon (Myriokephalon) Savaşı ile Selçuklu Ordusu Bizans Ordusunu yenmeyi başarmıştır. (Myriokephalon geçidinin Denizli’nin Çivril ilçesi yakınlarında olduğu ve savaşın burada cereyan ettiği görüşü birçok taraftar bulmuştur.) Bu tarihten sonra Türkmenler kitleler halinde Denizli il sınırına yığılmıştır.Denizli toprakları XIII. yüzyıl başlarından itibaren Selçukluların “uc” diye tanımladıkları sınır bölgesinin güneybatı kanadını oluştuyordu. Denizli toprakları bu dönemde çok büyük bir Türkmen nüfusuna sahiptir. Bu dönemde sadece Denizli bölgesinde 200.000 çadır (hane) Türkmen nüfusunun bulunması bize bu konuda fikir vermeye yeterlidir. Denizli Bölgesi bu yönüyle en yoğun Türkmen nüfusunun bulunduğu yer durumundadır.Beylikler Döneminde Denizli’de ilk Türk Beyliği 1260 tarihinde kurulmuş olup uzun ömürlü olamamıştır. Sahip Ataoğulları, Germiyanoğulları ve İnançoğulları Beylikleri yörede hâkimiyet kurmuşlardır.Osmanlı Devleti Döneminde DenizliDenizli ilk defa 1391 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Ancak 1402 yılında Ankara savasında Osmanlı Devleti’nin Timur tarafından mağlup edilmesi sonucu Denizli yeniden Germiyanoğlu Beyliği’ne verilmiştir.1429 yılında Denizli tüm Germiyan topraklarıyla birlikte Osmanlıların eline geçmiştir.Denizli Osmanlı yönetimine geçtikten sonra yöre ahalisinin büyük çoğunluğu kırsal kesimde yasamaya devam etmiştir. Kırsal nüfusun önemli bir bölümü aşiretler halinde göçebe olarak yasıyorlardı. Bunlara ait yer adları günümüze değin varlığını devam ettirmiştir (Avşar, Bayat gibi). Yerleşik olan kent nüfusu ise esnaf loncalarına bağlı olarak ticari faaliyetlerle uğraşmaktaydılar.İbni- Battuta seyahatnamesinde 1332 yılında uğradığı Denizli’de Ahi Sinan ve Ahi Tuman adlı iki ahi reisinden bahseder. Hatta bazı kaynaklara göre Ahi teşkilatının kurucusu olan Ahi Evran bir süre Denizli’de kalıp burada bahçıvanlık yapmıştır. Sosyal yönden Denizli 14. ve 15. yüzyıllarda doruk noktasını yaşamıştır.Denizli İdari Teşkilat TarihiOsmanlı Devleti idari bakımdan eyaletlere, eyaletler sancaklara, sancaklar, kazalara, kazalar nahiyelere taksim edilmiştir. Denizli yöresi 1429 yılında hakimiyetine girdiği Osmanlılar tarafından kazalar halinde coğrafi durumuna göre üçe bölünerek, üç ayrı sancağa bağlanmıştır.Asi Karaağaç’ın Hamid, Tavas’ın ise Menteşe sancaklarına bağlanmasına rağmen, bugünkü Denizli’nin büyük kısmını teşkil eden Homa, Işıklı, Çal, Baklan, Denizli, Honaz, Sarayköy ve Buldan Kütahya sancağına bağlanmıştır.Denizli kazasının idari yapısı ufak tefek değişiklerle 17. yüzyıla kadar devam etmiş, ancak bu yüzyılda Kütahya’da bulunan Anadolu Beylerbeyliği dağıtılınca Denizli toprakları Aydın Eyaleti topraklarına dahil edilerek bir değişim yaşamıştır.Denizli’de 1876 yılında ilk Belediye Teşkilatı kurulmuştur. 1883’te Sarayköy, Buldan ve Tavas İlçelerinin bağlanmasıyla “Sancak” haline getirilen Denizli, 1884’te Çal, 1888’de Acıpayam ilçelerinin katılımıyla Aydın’a bağlı mutasarrıflık, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla da 1923’te il olmuştur.Denizli Adının KökeniDenizli’nin eski adı “Ladik” ya da “Lazik” idi. Bu kelime Laodikeia kelimesinden gelmektedir ve Türkçe’de bir anlam ifade etmemektedir. Yukarı Menderes Vadisinde (bugünkü Denizli şehrinin 6 km kuzeyinde) bulunan Laodikeia şehrinin Türklere geçişi sırasında “Ladik” ismi de miras kalmıştır. Aynı mıntıkada bulunan Khonae-Honas, Khoma-Homa, Tabae-Tavas da bulunduğu gibi Laodikeia’da bu kaideye uygun olarak Ladik ismini almış ve Selçuklu kayıtlarına öyle geçmiştir.Ancak Selçuklu hakimiyeti ile birlikte şehrin bugünkü yerine taşınması neticesinde “Ladik” adının yanında “Toğuzlu” adı da kullanılmaya başlamıştır. “Toğuzlu” adının “Ladik” adıyla birlikte kullanılmasıyla bu kelimelere “Tonuzlu” ve“Tonguzlu” adları da eklenmiştir.Ünlü Seyyah İbn-i Batuta 1333 yılında ziyaret ettiği Ladik şehrine aynı zamanda “Donguzlu” dendiğini söylemektedir. Aşağı yukarı aynı yılları kaydeden Mesalik Ül-Ebsar’da “Tonguzlu” ifadesini kullanmıstır. 1350 yıllarına ait bir İlhanlı vergi kaydı ise “Tonğuzlu” diye yazar. Yine 1372 tarihli bir takvimde de “Tonguzlu” yazılışı görülmektedir. Timur’un resmi tarihçileri de “Donguzluğ” ve “Tenguzluğ” diye kayıtlar tutmuşlardır. Bu tarihlerden sonra bu ifadelerin yerine “Tonuzlu”ifadesinin kullanıldığını kesin olarak görmekteyiz. Nitekim erken dönem Osmanlı tarihçilerinden Nesri ve Aşıkpaşazade eserlerinde “Tonuzlu” imlasını kullanmışlardır.“Tonuzlu” veya “Tunuzlu” isminin “Denizli” sekline dönüşmesi XVI. Yüzyılın ikinci yarısına rastlar. 1510 tarihli bir Osmanlı kaydında “Dinuzlu” kullanımına rastlamaktayız. Bu dönemde kente uğrayan gezginler eserlerinde “Denyzely”, “Denizley”, “Denisli”, “Degnisli”, “Denizli” adlarını kullanmışlardır.Ancak XVI ve XVII. yüzyıllarda Laodikeia – Ladik – Lazik çizgisinin Osmanlı Dönemindeki devamı olan “Lazikkiye” ismi de kullanılmıstır. “Denizli” adı ancak 1675 yıllarından sonra “Lazikkiye” ile birlikte yaygın olarak kullanılmış en nihayetinde 1700 yıllarından sonra bu kullanım kesin şekliyle yerleşmiş ve bölgeyi günümüze kadar ifade eden isim hüviyetini kazanmıştır.
Hadrian Kapısı
Antalya Hadrian Kapısı
Üçkapılar olarak da adlandırılan Hadrian Kapısı,Antalya’nın görkemli yapıtlarından biridir. Kenti çevreleyen Hadrian Kapısı, 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus tarafından inşa edilmiştir. Yapının kitabesi Latinca yazılmıştır ve günümüze kadar gelmeyi başarmıştır.

Antalya’daki en iyi korunmuş yapılar arasındaki Hadrian Kapısı, Pamfiya’nın en güzel kapısı olarak nitelendirilmektedir. Antalya gezinizde Hadrian Kapısı’nı gezmeyi sakın unutmayın. Kapının oyma ve kabartma süslemeleri gerçekten görülmeye değer.

Şehrin simgeleri arasındaki Kesik Minareli Camii, Altınbeşik Düdeni ve doğasıyla görenleri kendine hayran bırakan Çığlıkara ziyaret edeceğiniz yerler arasında mutlaka olmalı.


Antalya’da Gezilecek Yerler
Antalya Nerede
Antalya Tarihi
Antalya nüfusu
Antalya Hakkında Genel Bilgiler
Antalya Gezilebilecek Yerler Listesi
ANTALYA
ANTALYADA GEZİLECEK YERLER