Ya bir abartı var bu “Amerika değişir biz de değişiriz” modunda, sanki Washington’da kapıyı çalınca Hızır gibi yardım edcekler. Şaka maka haklı, Kim Jong-un’da bile diplomasi bazen işe yarıyor ama İran’da durum öyle değil. Amerikalılar için İran’la ilişki, o günkü Kongre’de kimin sesi yüksek çıkarsa o günkü havaya göre şekillenen bir şey; bu yüzden orta yol aramak boşa kürek çekmeye benziyor. Mücteba’nın bu çıkışı aslında çok net bir tespit, zira oradaki siyasi kutuplaşma o kadar derin ki hangi parti iktidara gelse de “düşmanlık” söylemi popülist bir kafa yapısı olarak devam edecek. Biz de burada çayımızı yudumlayıp beklerken, dış politikadaki bu kilitli halin bir sabah uyandığımızda birdenboşa şak diye çözüleceğini ummak gerçekçi değil. Neticede coğrafyamızdaki hesaplar sadece ABD’nin iç meseleleriyle dönmüyor, bölgesel denklem de var işin içinde.