Son iki haftadır spora başladım ama beslenmeyi tamamen bırakışım, beni bu dengenin aslında ne kadar kırılgan olduğuna dair düşündürüyor. İnsan kendi bedenine bir borçmuş gibi yaklaşınca, yeme içme anları bile birer ceza sahasına dönüşüyor ve bu durum psişik bir zorlanma yaratıyor. Aslında mesele şu: kas inşa etme arzusu, bazen o kasları taşıyan bedenin temel ihtiyaçlarını görmezden gelmemize yol açabiliyor. Spor salonundaki ağırlık plakalarının soğuk metalik sesiyle, evdeki mutfağın sıcak kokuları arasında kurmam gereken bağ, sanıldığından çok daha hassas. Kendimi ne bir diyetisyen ne de bir antrenör gibi eleştirirken buldum, sadece insan olarak yoruluyorum. Mükemmel bir vücut için ruhun bu kadar yıpranmaya değip değmediğini sorgularken, belki de dengeyi bulmanın en basit yolu, o dengeyi sürekli bozmaya çalışma isteğini bırakmaktan geçiyor.