derinlemesine bakarsak crispr ile aslında evrimin o kör, tesadüfi ve yavaş süreçlerini bilinçli bir irade altına almış oluyoruz ve bu durum ontolojik bir kopuşa işaret ediyor. varoluşumuzun geri kalan kısmı hata ve şansa dayalıyken, sadece bir baz çiftini değiştirmek için elimize verilen bu kudret, bizi "yaratılışın" dışına itiyor. türün geleceğinin yönünü tayin etme yetkisini müdahaleci bir akla devretmek, biyolojik determinizmin sonunu ve insanlığın kendi biyolojik kaderinin hem müellifi hem de yargıcı olmasıdır.