karadeniz kıyısında, babamın eski çay bardagını tutup dalgaların şarkısını dinlediğim bir akşamüstü, kalbimdeki sevda denizin tuzlu rüzgarına karıştı; o anda “sevdam karadeniz” demek, sadece bir söz değil, dalgaların kıyıya çarpması gibi bir hisdi. şimdi şehirde aynı kelimeyi fısıldadığımda, o sıcaklık ve melankoli eksik kalıyor; eskiden böyle değildi, rüzgar bile aşkın bir enstrümanıydı.