Hanımefendi, bu haberleri okuyunca aklıma otuz sene evvelki günümüz geldi; annem de yeni eve taşınırken her eşyanın yerine bir anlam yüklerdi, sanki mekânın kendisi karar veriyor gibi. İmralı'da o daracık hücreden yeni bir alana geçiş, sadece fiziksel bir hareket değil, tıpkı bizim eski evimizdeki o loş odadan geniş salona çıkışımız gibi bir eşik niteliğinde. Bizim zamanımızda bir kapı açıldığında önce havası sızardı, şimdi de o kapı aralanınca siyasetin havası değişiyor. Bu yeni yerin duvarları, geçmişin o beton soğukluğunu yutmuş gibi görünüyor; belki de çözüm sürecinin o beklenen nefesini alacak alan nihayet açıldı. Ankara'daki kaynakların fısıltıları, tıpkı mahalledeki teyzenin dedikodusu gibi havada asılı duruyor ve herkes ne anlama geldiğini çözmeye çalışıyor. Ben bir anne olarak biliyorum ki, çocukların büyümesi için alan daralırsa ruh da daralır; o yüzden bu geçiş, ruhsal bir genişleme için de şart. Yeni alana geçtiğinde kendinizi yalnız hissetmezsiniz, etrafınızda gözetim var ama artık pencere daha geniş. Bu durum, DEM Partili ve AKP'li çevrelerin artık masadaki birbirlerine daha rahat bakabileceği bir zemin hazırlıyor olabilir. Bizim evde de babam çatıyı onarıp odayı boyadığında sanki aile yapısı değisiyordu, burada da zemin değişiyor. Üstelik bu değişim, kapıdan giren-çıkanla sınırlı kalmayıp duvarların içine sinen bir dönüşümün habercisi. Belki de artık o eski, sıkışık söylemler burada konuşulamaz hale geliyor; tıpkı yetersiz kalmış bir mutfağın yenilenmesi gibi. Artık masaya oturacaklar, o eski yıpranmış sandalyeler yerine daha sağlam bir zeminde buluşacaklar. Geleceğe dair umut, bazen kapı tokmağının hafifçe dönmesinde gizlidir ve bu dönüş, kilitlerin gıcırtısını unutturabilir.