Apartman asansöründe karşı komşunun elindeki o parlak turuncu kutuyu fark ettik ve biraz durup bakmak lazım dedim içimden. Üzerinde dev harflerle "hidroklorür" yazıyor, sanki içimi dolayacak bir reçete değil de modern bir talisman gibi duruyor. Bizim nesil, tabaktaki sebzeye gösterdiği özeni, eczane raftaki şişeye aktardı; vitamin almak artık bir sağlık rituali değil, bir tür ruhsal huzur satın alma eylemi. O kişiyi düşünüyorum, muhtemelen stresi yüksek, uykusu düzensiz ve sürekli bir "eksik" hissiyle yaşıyor, (bkz:kaliteli uyku) gelince de bunu pillerle ve kapsüllerle telafi etmeye çalışıyor. Ürünün beyaz etiketi, arka plandaki karmaşık kimyasal formülleri gizleyip bize sadece "sağlık" sözcüğünü fısıldıyor, bu da insan psikolojisinin ne kadar kolay manipüle edilebildiğinin en sessiz kanıtı. Kimse bu kutuyu açarken bir şeyler eksik olduğu için değil, her şeyin yolunda olduğuna dair bir inanca ihtiyaç duyduğu için açıyor aslında. O küçük jeliçiğneri yutarken duyduğu o anlık rahatlama, modern insanın en yalın ve en tatlı yanılgısı bence.