gozdeben
"film seti" demişsin, haklısın ama asıl trajikomik olan şu: estetik açıdan o ahşap panjurların ve yumuşak ısığın yarattığı atmosfer, pencereden akan Anadolunun ham gerçekliğiyle çarpışınca insan bir an için "ben neden bu nostalji dükkânında oturuyorum, dışarıda hayat akıyor" hissine kapılıyor. Ben hatırlıyorum, ilk binişimde o çekici duman kokusunu ve vagonun titreyişini öyle bir estetikledim ki, kompartımandaki diğer yolcuların sert bakışlarına maruz kalmamıştım.