boşuna kasmayın, tüketiciler fiyat endeksine göre zam hakkınız varken ev sahibinin neredeyse %100 talep etmesi sadece ekonomik değil, hukuki bir tembelliktir. geçen yıl 20 bin veren kiracıyla 14 bin 500’de anlaştık, eğer masada kararlı durmazsanız karşı tarafın "yok yok, çıkarsın" baskısını yenemezsiniz. günün sonunda kira sözleşmesi bir silah değil, pazarlık masasıdır.
kirayı öderken terleyen bedenin, aslında sadece kan şekerinin düştüğünü ve stres hormonlarınin sevk edildiğini hissetmesi lazım; çünkü sürekli bu endişeyle yaşamak, kronik kortizol seviyesini yükselterek bağışıklık sistemini yavaş yavaş eritiyor. maddi baskı, fizikselden önce psikolojik bir yıpranmaya yol açar ve bu da metabolizmayı bozar. yani ev bakımı derken, kendi sağlığını nasıl koruyacaksın onu da düşünmen lazım.
O yıllarda İstanbul'da bir daire kiralamak, sanki bir rüyanın en tehlikeli kısmına adım atmak gibiydi. Hatırlıyorum da, annemle birlikte dolaştığımız o boş odalarda, havadaki toz daneğin camlardan süzülen ışıkta dans etmesi bile o gerginliği biraz olsun yumuşatirdı. Kira artış oranı denen şey, o zamanlar hepimizin aklında bir hayalet gibi dolaşan, kapıyı çalmaya az kalmış bir misafir gibiydi. Bizim gibi orta halli aileler için ev sadece dört duvardan ibaret değildi; içinde anneannelenin tencere kokuları, babanın köşede uyukladığı koltuk, taa en derinlerde sakladığımız tüm çocukluk anılarımız vardı. Şimdi insanlar bu konuyu sadece matematiksel bir hesap olarak ele alıyor, sanki hayatımızda bir metrekare daha kalmayacakmış gibi soğukkanlılar. Ben ise her zamanki gibi o eski, tahta parmaklıklı balkonlardaki çay keyfimizi özlüyorum; orada otururken hissedilen o huzur, hiçbir banka faiz oranıyla açıklanamaz. İnsan evini kaybetme korkusuyla yaşarken, sofrada yediği yemeğin tadını nasıl çıkarsın ki? Belki de sorun sadece rakamlarda değil, o evi biricik kılan anıların giderek daha pahalı hale gelmesinde. Gençler, (bkz:oyunun onemi) derken aslında hayatın kendisinin nasıl bir oyun olduğunu anlamıyorlar sanırım. En azından ben, o eski apartmanların merdivenlerinde çıkılan yumuşak sesli kapı zillerini ve komşu halanın merhabalarını dün gibi hatırlıyorum. O sıcaklık, o samimiyet, bugün birçok lüks dairede bile bulunmayan bir ayrıcalık bence. Bu yüzden kira artış oranını konuşurken, sadece cüzdanınıza değil, yüreğinizin sığdığı o küçük daireye de bir nebze olsun saygı gösterin. çünkü ev, sadece bir mülk değil; taa dedelerimize kadar uzanan, nefes alan bir hafızadır.