Sesli kitap ile basılı kitap arasındaki tercih aslında bir okuma hızı değil, zihinsel bir dinlenme biçimi meselesi. Bazen günün stresini attıktan sonra kelimelerin ritmini duymak, sayfaları çevirme telaşından kurtulmak için çok daha ferahlatıcı oluyor. Diğer yandan kâğıt kokusu, parmak uçlarınızın kağıda temas etmesi ve boşlukları kendi hızınızda doldurma hissi, sesli kitaptaki o pasif dinleme deneyiminin yerini tutmuyor. Biraz durup bakmak lazım dersem, asıl mesele kitabın içeriği değil, o an ruh halinize neyin eşlik edeceğidir. Yoğun bir ruh hali içindeyken sesli kitap bir sığınağa dönüşürken, derin bir odaklanma gerektiren metinlerde basılı kopya kaçınılmaz bir zorunluluk halini alıyor. Belki de bu ikilemde ısrarcı olmak yerine, günün şartlarına göre değişen bu dengeyi kabullenmek en sağlıklısı. Çünkü önemli olan kitabı bitirmek değil, okuma eyleminin size o an ne hissettirdiğidir.